
Ekinezya (Echinacea purpurea, Echinacea angustifolia), kuru toprak ve ovalar ile seyrek ormanlık arazilerde doğal olarak yetişen çok yıllık bir bitkidir. Uygar dünya bu bitkinin özelliklerini Kuzey Amerika yerli halkından (Kızılderililer) öğrenmiştir. Onlar bitkinin kökünü ve yapraklarını deüişik amaçlar için kullanıyorlardı. Ekinezya, echinacoside, poli-sakkaritler (polysaccharides), poli-asetilenler (polyacetylenes), gliko-proteinler (glycoproteins), kafeik asit türevleri (Cichoric Acid), tri-glikosid (triglycoside), betain, seskiterenler (sesguiterpenes), karyofilen (caryophylene) içerir. Bitki bu maddelere ek olarak bakır ve demir mineralleri ile tanenler, protein, yağ asitleri ve A, C, E vitaminleri de içermektedir. İçerdiği vitamin, mineral, protein ve diğer faydalı maddelerle dengeli beslenmeye yardımcı olan Ekinezya son yıllarda popüler hale gelmiştir. Bağışıklık sistemi için dengeli beslenmenin önemi ise artık herkes tarafından bilinmektedir.
3 views

Isırgan Otu (Urtica diocia ); kökünden başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir bitkidir. Isırganotu, çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m’ yi geçer, yapraklar koyu yesil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve harabeliklerde bol olarak görünür. Yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir. Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma yapar. Yapraklar Nisan-Haziran döneminde, Tohumlar Temmuz-Ağustos döneminde, Kökler ise ikbahar veya sonbaharda toplanır. Isırganotu yaprak tüylerinin yakıcı hissi, formik asit, histamin, serotonin ve kolin dahil çeşitli maddelerden kaynaklanır. Bu maddelerin yanı sıra, ısırgan yaprağı mineraller, klorofil, amino asitler, lesitin, karotenoidler, flavonoidler, steroller, tanen ve vitaminler bakımından zengindir. Bitkinin köklerinde scopoletin, steroller, yağ asitleri, polisakkaritler ve isolectins gibi diğer maddeler vardır. Saç ve prostat dostu olan Isırgan Kökü, Nettle Root ismiyle de bilinmektedir.
10 views

Üzüm Çekirdeği (Vitis vinifera); bioflavonoidlerin proantosiyanidin (proanthocyanidin) adlı benzersiz bir tipini içerir. Bu çok özel bioflavonoid keşfedilen en kuvvetli doğal antioksidan’ lardan biridir. Üzüm çekirdeği ekstresindeki bioflavonoidler C vitamininden daha güçlü antioksidan aktiviteye sahiptir. Kalp, damar ve cilt (Anti-aging) dostu olarak da bilinir. Resveratrol (Rezveratrol) üzüm ve üzüm ürünleri ile, siyah çikolata, yer fıstığı, Yabanmersini ve en çok Japon poligonomu bitkisinde bulunan antioksidan bir maddedir. Bioflavonoidler; narenciye meyvelerine (Limon, turunç vb) ve sebzelere rengini veren güçlü antioksidan maddelerdir. Yeşil Çayın içeriğindeki polifenol genel adı verilen ve içerisinde önemli kateşinleri içeren grup antioksidan özellikten sorumludur. Bunlardan EGCg Epigallocatechin gallate – epigallokateşin gallat) en önemli antioksidanlardan biridir. Polifenoller, içerisinde flavonoid ve kateşinlerin de bulunduğu geniş bir antioksidan grubudur.
8 views

Karnıyarık Otu (Plantago ovata), 10-50 cm yüksekliğindeki bu türler çok yıllık ve otsu bitkilerdir. Çiçekleri küçük ve 4 parçalı olup, gövdenin ucunda başak durumunda toplanmışlardır. Dünyanın bir çok ülkesinde salata olarak yenilen bir bitkidir. Beta-karoten, kalsiyum ve askorbik asit (C vitamini), allantion, apigenin, aucubin, baicalein, linoleic acid, oleanolic acid, sorbitol ve tannin içerir. Kurutulmuş olgun tohumları 2-3 mm uzunlukta, esmer veya koyu esmer renkli, kayık biçiminde, tatsız ve kokusuz taneler olup; önemli oranda suda çözünebilir doğal lif (fiber) içerir. Bu lifler suda şişer ve dışkının kolay atılımını sağlar. Karnıyarıkotu tohumundan elde edilen çözünebilir lifler (fiber), buğday kepeği gibi çözünemeyen liflerden büyük farlılıklar gösterirler. Elma, yulaf ve arpa da çözünebilir lif içerirler. Lifli besinler tok tutucu özelliktedir. Lifli yiyecekler hacimsel olarak büyük, kalori olarak ise küçüktür. Bu tür besinler aynı zamanda geç acıkmayı da sağlar. Lifli besinler tüketirken bol su içmek sindirim sistemini hızlanlandırır. Suyla temas edince, çözünebilir lifler sünger gibi emici hale gelir, yumuşar ve normal hacminin birkaç katı hacme ulaşır. Çözünebilir lifler, dışkı ağırlığını arttırır ve genel olarak dışkının vücuttan atımını hızlandırır. Karnıyarıkotu Tohumları (Psilyum), çözünebilir lifleri bol miktarda içermesinden dolayı yumuşak ve nazik bir fırça gibi görev yapmaktadır. Kalın bağırsağın kıvrım ve oyuklarına sıkışmış olan artık maddeleri parçalar ve yüzeyinde kaygan bir film tabakası oluşturur. Böylece atık maddelerin hareketini ve atılmasını kolaylaştırır.
7 views

Antioksidanların öyküsü serbest radikallerle başlar. Serbest radikaller, kirli havalarda, sigara dumanında, radyasyonda (ışınım), bitki koruma ilaçlarında, bozulmuş gıdalarda ve normal vücut metabolizmasında (yiyeceklerden enerji açığa çıkarma işlemi esnasında) bulunurlar. Serbest radikaller vücuttaki hücrelere saldırır ve tahrip eder. İlk saldırıda öncelikli olarak yeni bir serbest radikal oluşur ve kontrol edilemeyen zincirleme bir reaksiyon başlar. Serbest radikal saldırısı ve hücre zarının tahribatı “Oksidatif Zarar” olarak adlandırılır. Yiyecekler, kozmetikler, ilaçlar, sigara dumanı (Aktif veya pasif) ve modern yaşamın getirdiği diğer pek çok kir sayesinde de serbest radikal atağıyla karşı karşıya kalırız. İster dışarıdan gelsin ister vücut içinde oluşsun serbest radikaller vücut sağlığına zarar verir ve herhangi bir hasar vermeden önce etkisiz hale getirilmeleri gerekir. İşte bu amaçla formüle edilmiş olan Antioksidant Formül, antioksidan özellikleri ile bilinen ve birbirlerinin etkilerini sinerjetik olarak artıran Alfalfa, Buğday Filizi (Çimeni) Konsantresi, Biberiye, Yeşilçay Ekstresi, Turunç Bioflavonoidleri, Vitamin A (Beta karoten), Vitamin C, Vitamin E, Selenyum, Çinko, Kalsiyum, Glutatyon ve N-Asetil Sistein’ den oluşan bir komplekstir. Ürünü oluşturan doğal bitki özleri, vitaminler ve mineraller antioksidan etkileri bilinen ve bu amaç için kullanılan maddelerdir. Bu maddelerin antioksidan etkileri aşağıda kısaca açıklanmaktadır:
Buğday Filizi (Çimeni): Klorofil açısından zengin bir kaynaktır. Antimutagenic ve anti-oksidan özellikleri vardır. Buğday filizi tüketimi vücudumuzdaki SOD (Süperoksit dismutaz) gibi doğal anti-oksidan enzimleri artırmanın en mükemmel yollarından biridir.
L-Glutathione (Glutatyon): Üç etkili bir anti-aging amino asit ve güçlü bir anti-oksidandır. Çünkü meyve ve sebzelerde bulunan üç amino asitten sentezlenir. Bunlar: L-sistein, L-glutamik asit ve glisin’ dir. Glutatyon, dünyadaki en uzun yaşam süresine sahip ülke olan Japonya’ da popüler bir üründür.
N-Acetyl Cysteine – NAC (N-Asetil Sistein – NAS): Vücudun ürettiği aminoasitlerden sistein’in bir formu olan NAS önemli bir antioksidan olan glutatyon’un üretilmesine yardım eder. Ayrıca NAS’ın kendisi de çok güçlü bir antioksidandır. Hücrede güneş, sigara, alkol gibi çevresel faktörlerin yarattığı serbest radikallere bağlı hasarların iyileştirilmesinde görevler üstlenen NAS özellikle cilt oluşumunda rol alır. Sistein yüksek protein içeriği olan yiyeceklerde bulunurken NAS besinlerde bulunmaz. NAS son dönemlerde bir cilt desteği olarak da adını duyurmaya başlamıştır.
Selenyum: Güçlü biir antioksidandır. Selenyum, E vitamini ile etkileşerek çalışır. Vücudumuz tarafından antikor üretiminde kullanılması ve akyuvarlarların yabancı mikro-organizmaları tanıma yeteneğini artırdığı için vücudumuzda bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için gereklidir.
E Vitamini (Tokoferol): Vücudumuzda çok güçlü bir anti-oksidan etkisi vardır. Özellikle hücre duvarlarındaki lipitleri korur. Vitamin E, antioksidan bir enzim gibi çalışıp hücre zarının parçalanmasına engel olur. Serbest radikal oksidasyonuna (Çevresel kaynaklardan da meydana gelen son derece reaktif son ürün metabolizması) karşı duyarlıdırlar. E vitamininin antioksidan kapasitesi; kasların oksijen ihtiyacını azaltarak egzersiz kapasitesini artırmak için çalışır.
C Vitamini (Kalsiyum Askorbat): Görevlerinin çoğunu güçlü bir anti-oksidan özelliğiyle çalışarak yerine getirir. Bu da, C vitamininin çok etkili bir serbest radikal nötralizörü (etkisizleştirici) olduğu anlamına gelir. C Vitamini, serbest radikallerin hasarını önlemeye yardım etmek için vücutta diğer antioksidanlarla beraber çalışır. C vitamini, suda çözünür bir vitamindir, vücudumuzda bağ dokusu hücrelerini bir arada tutan madde olan kolajenin formasyonu için gereklidir. Kolajen ayrıca yeni hücre ve dokuların üretimi için de temel bir maddedir.
A Vitamini (Beta-Karoten): Beta Karoten, oksijen molekülünden serbest radikallerin oluşumunu önler. Beta-karoten provitamin A olarak adlandırılır. A vitamininin bütün fonksiyonlarının yanı sıra beta-karotenin serbest radikalleri etkisiz hale getirme özelliği vardır.
Çinko: Bu mineralin eksikliği vücudumuzu olumsuz yönde etkiler. Çinko alfa-makroglobülin denen bağışıklık sistemindeki önemli bir proteinde bulunur. Bunun yanı sıra, çinko bazı toksik metallerin vücuttan atılmasına da yardım eder. Örneğin, kadmiyum ve kurşun – her ikisi de arabaların egzoz gazlarında mevcuttur. Çinko, normal hücre bölünmesi ve fonksiyonu için de gereklidir.
Alfalfa: Besin değeri oldukça yüksek bir bitkidir. Protein, vitamin ve mineraller açısından zengindir.
6 views
BİTKİ TEDAVİSİ ( PHYTOTHERAPY)
Eski çağlardan beri bilinen bir tedavi yöntemi olan bitki tedavisi ilaç sanayinin her türlü olumsuz propagandalarına rağmen sağlığın korunmasında, hastalıkların tedavisinde bitkilerin nasıl bir önem taşıdığını anlayabilmek için birkaç temel ilkeler üzerinde duracağız.
PHYTOTHERAPY : Bitkileri kullanarak hasta tedavi etmek bilimidir.
PHYTO THERAPY : TEDAVİ kelimelerinin birleşmesiyle elde edilen bir terimdir. 1870 – 1955 yılları arasında yaşamış olan Fransız Hekim HANRY LECLERC tarafından kullanıldı. Tıbbi bitkileri ait bilgiler antik çağlardan beri kullanıldığı eski Mısırlılar zamanında anlaşılmaktadır. Günümüzde sentetik ilaçların sebep olduğu reaksiyonlar bir ölçüde bitkisel tedaviyi popüler hale getirmiştir. Dünyadaki tüm bitki türlerinin yaklaşık yüzde ellisi tropikal ormanlarda pekişmektedir. Bu türlerin bir kısmı biyokimyasal araştırmalarla muhtemel tıbbi tesirleri araştırılmaktadır. Bitkisel tedaviyi uygulayan bazı kimselerce tamamen yan tesirinin olmadığı söylense de bu doğru değildir. Sentetik ilaçlarda olduğu gibi hafif tesirliden kuvvetli tesirliye göre değişir. Bu da bir takım yan etkilere yol açar. İlaç sanayisinde temel teorik amaç bitkiler içerisindeki tesirli maddeyi bulup diğerlerini yok etmektir. Ancak sentetikle de alınan ana maddenin bozulmasına veya sentetiklerin vücuda farklı yan tesirlerinin oluşuna sebep olur. Bitkilerdeki yan tesire örnek olarak hipotansiyonu olan bir insana aç karnına dağ kekiğini içirmek onun tansiyonunun daha da düşmesine sebep olur.
HASTALIKLAR HAKKINDA GENEL BİLGİ
Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz.
Hastalıkların anası çok yemektir.
Sıhhat içinde yaşamanızı Allah (c.c) sever.
HASTALIKLARDAN KORUNMA VE SAĞLIKLI YAŞAM
“Hıfzısıhha” denen koruyucu hekimliğin gayesi,insanların hastalıklara karşı korumaktır. Hastalıklara karşı korunmanın da temel kaidesi “temizliktir” tir. İnsanlık alemine gerçek anlamda koruyucu hekimliği bahşeden İslamiyet’tir. Ortaçağ Avrupasına tuvalet ve banyo alışkanlığını öğreten Müslümanlardır.
Batı da 542 yılında ortaçağa çıkan veba salgını, mahiyeti bilinmediğinden, kırk sene devam etmiş; yüz milyon insanın ölümüne sebep olmuştur. Bu tarihten 1862 yılına kadar yirmi beş veba salgını zuhur etmiş; Avrupa nüfusunu yarıya indirmiştir. Halbuki, beri tarafta, İslam peygamberi şöyle buyurdu: “Bir yerde taun (veba) bulunduğunu işitirseniz oraya gitmeyin. Bulunduğunuz yerde meydana gelmiş ise oradan da ayrılmayın. “Avrupalı doktorların yüzlerce sene sonra, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önleme konusunda, keşfedebildikleri “karantina” usulü Resul-i Ekrem (S.A.V) tarafından konulmuş bulundu. Yine hastalık taşıdıkları bilinen hayvanları öldürmede hiçbir günah olmadığını söyleyerek, bazı hastalıkların hayvanlardan bulaştığını ifade etmiştir. Öldürülmesini emrettiği hayvanlardan biride kuduz köpektir. Hz. Peygamber buyuruyor: “Köpek bir kabı yalarsa, onu derhal yedi defa yıkayın; sekizincide toprakla ovalayın.” Bugün mikrop öldürücü olarak kullanılan bakterilerin çoğunun toprakta (bilhassa kabir toprağında) bulunduğu hatırlanırsa, sekizinci defa toprakla ovalanmasını emrettiği daha iyi anlaşılacaktır.
Ayağını sıcak tut, başını serin, az ye, az uyu, düşünme derin.
12 views
WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!
14 views